İnsanlığımdan Utandım..! « Burası Holaysa

22 Mayıs 2022 - 10:43

İnsanlığımdan Utandım..!

İnsanlığımdan Utandım..!
Son Güncelleme :

29 Kasım 2016 - 21:55

17 Temmuz 2012 tarihinde Kemal Çuman kardeşimin kaleme aldığı makaleyi noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum..

23 Ağustos 2014 Cumartesi 12:28

Değerli okuyucularım…
Yazın bunaltan sıcaklarından kaçmak, yıl boyu koşuşturduğumuz yorgunluğu bir nebze olsun gidermek için Temmuz ayı başlarında 8 günlük bir yayla maceramız oldu.

Trabzon’dan yola çıktığım her kilometresinde daha da hızlanan, bir an önce yuvalandığı bulutların elinden, ya da esaretinden kurtulmak isteyen, yaz dolayısı ile gurbetten gelen dostlarıma, sevdiklerime, özlediklerime, hasret kaldığım, doğa harikası yaylalarımıza kavuşma arzusunu taşıdığım duygularımla, Çaykara’ya, oradan da yaylaya çıkmak için yola girdim. Yağmur damlaları, birbirleriyle yarış edercesine, bitip tükenmeyen sis perdesi içinde yol alırken, zirveye çıktıkça Tufa yaylasına varmadan gökyüzünde bir aydınlık beliriyor. Tek başıma yaptığım ve yaklaşık iki saat süren yolculuğun ardından Tufa Yaylasına ulaştım.

Yayla içinde yaptığım ziyaretlerde, tabii ki unutmayacağım biri olmalı, nerede ise 80’e merdiven dayamış Köyümüzün maskotu, yıllar içerisinde herkesin kendisi ile anıları olmuş, zaman zaman kaybolması ile gündeme gelen, saf, temiz yüreği ile tanıdığımız Zekeriya Yılmaz’ı ziyaret etmeden hayata doğru bakmak mümkün mü? Bende öyle yaptım….

Hayatın zorluklarını hissetmek, yaşamın acımasız yüzünü görmek, yalnız olmanın hayat içinde insanı nasıl değiştirdiğini yaşamak için Zekeriya’nın evine doğru yola çıktım…

Küçük bir yayla evinin önünde otururken bulduğum bu temiz yürekli insanın yanına yanaşmama rağmen, beni göremeyip, yüksek sesle defalarca bağırmam sonucunda birden irkilerek uyandırdığım Zekeriya ile sohbet etmeye başladım. Anlattıklarını zor anlasam da inatla kendisi ile uzun uzun konuştum ve dinledim.

Yaşadığı ve gecelerini tek başına süslediği mekânı görmek için kapıyı açtığımda, tüylerim diken diken oldu, kahroldum, “İNSANLIĞIMDAN UTANDIM” Zekeriya’nın karşısında dondum kaldım. Kelimeler ağzımda düğümlendi.

Yanı başımızda, köyümüzde böyle bir yaşamın varlığından nasıl haberdar değiliz? haberdar isek neden böyle bir yaşama göz yumuyoruz?

“Tabiki yaşamın içinde hayat her zaman güler yüzünü göstermeyecek bize” ama insan olmanın bize verdiği değerlere sahip çıkmak, bize düşen görevlerin var olduğunu düşünmek ve ona göre davranmak bizim öncelikli görevimiz değil mi?

Aramızda iyi niyetle bir şeyler yapmak isteyenler var. Onlara teşekkürlerimi sunuyorum ama demek ki yeterli değil. Belki bu sözümden birileri alınacak, gerçekleri söylemek, yazmak zorundayım,” Hayvanlarımıza, güzel bir ortamda barınmaları ve yaşamaları için gösterdiğimiz ilgiyi ne yazık ki yanı başımızda insanlık dramı yaşayan birine gösteremiyoruz” Hiç kimse kendini bu tip görüntülerden sorumlu değilim demesin…

BEN DAHİL HEPİMİZ SUÇLUYUZ!
Ayaklarımız altında ezdiklerimizi dahi göremiyoruz. Bazen dilsizleşiyoruz, sorunlarımızı konuşmaya ve seslendirmeye yanaşmıyoruz. İmdat çığlıklarını duymuyoruz. Hiç kimse kusura bakmasın ama merhametler körelmiş, kulaklar sağırlaşmış, gözler gerçekleri görmüyor. Ve bir gün devranın tersine döneceğini hesap edemiyoruz.

Geçici olarak yaşadığımız bu dünyada neden görevimizi yapamıyor, birbirimizi anlamıyor, neden paylaşamıyor, neden sevemiyoruz!

Hayatımızda bazen, İnsanın hayvandan bile değersiz olduğu görüyoruz. Günlük hayatta adından sıkça söz ettiğimiz, ama içini iyiden iyiye boşalttığımız kavramlardan biri de hoşgörüdür. Acaba biz sahip olduğumuz hoşgörüyü yitirdik mi?

Acaba sosyal ve ekonomik koşullar dayattığı için, hoşgörü modern hayattan elini eteğini mi çekti?

Değer yargılarımız, bir kış günü üşümemek için ne bulursak üstümüze geçirdiğimiz giysilere benziyor! Bu ağır yükün altında gerçek benliğimizi unutuyor, istediğimizi söyleyemiyor, hatta gerektiği gibi düşünemiyoruz bile. Bizi biz yapan insani değerlerimizden sıyrılıp kendimizi bir türlü gösteremiyor, insan olmanın niteliklerini bu dünyada kendimizi başka yerlerde kaptırdığımız işler yüzünden sergileyemiyoruz.

İnanın insan sevgisi, pozitif değerleri yaratır, sevecenlik, fedakârlık, mutluluk, hoşgörü, alçak gönüllülük, dürüstlük, merhamet gibi…

Biz hiç utanıyor muyuz?
Bugün hep kendimizi düşünerek nasıl daha fazla rahat ederiz düşüncesi taşıdığımız için…

Biz hiç utanıyor muyuz?
Etrafımızda olup bitenleri görmezlikten gelip, elimizden geleni yapmadığımız için…

Biz hiç utanıyor muyuz?
Başkalarında olmasını istemediğimiz ve kendimizde hep olmasını istediğimiz varlıklarımız için….

Biz hiç utanıyor muyuz?
Dünyada en fazla dayanışmayı ve paylaşmayı, insana yardım etmeyi emreden bir dine mensup olmamıza rağmen bunu yerine getirmediğimiz için…

Biz hiç utanıyor muyuz?
“Komşusu açken, Tok yatan bizden değildir” Hadisini ağzımızdan düşürmeyip , hala komşularımızdan aç yatan insanların var olduğu için….

Evet değerli okuyucularım..
İnşallah bir gün utanır bu tip yazılarla karşınıza çıkmayız..
Siz değerli okurlarımızın hoşgörüsüne sığınarak diyorum ki?
Uzun süre hafızalarımdan silinmeyecek bir yayla seyahatinden sonra bir vesile ile beni düşünmeye sevk eden ve bu yazıyı yazmama vesile olan değerli büyüğümüz Zekeriya Yılmaz’a teşekkürlerimi sunuyorum. En büyük arzumun en güzel şartlarda kendisine bir yaşamı sağlamak ve çok değerli hemşerilerimizin kendisinin yaşadığı zorluklara ilgilerini çekmek ..

Bu duyarsız hallerimiz, duasız dillerimiz, ıslanmayan gözlerimiz, yardımsız ellerimiz, kaygısız bir duruş sergilediğimiz için,
Senin affını diliyorum….
Bize yardım et Allahım!
Selam ve sevgilerimle….
10569085_944547865573813_3164443751999217217_n
www.yesilalankoyu.net

 

Anahtar Kelimeler: Insanlığımdan, Utandım, Kemal, çuman, Zekeriya, Yılmaz

Okunma: 4224