Hava Teyze ve Hayatın Acı Gerçeği « Burası Holaysa

10 Nisan 2021 - 22:36

Hava Teyze ve Hayatın Acı Gerçeği

Son Güncelleme :

25 Kasım 2017 - 17:28

Hava Teyze ve Hayatın Acı Gerçeği

Çaykara gündem Genel Yayın Yönetmeni Kemal Çuman´ın Kaleme aldığı “Hava Teyze ve Hayatın Acı Gerçeği”adlı makaleyi paylaşıyoruz.

Değerli okuyucularım…

 Hayatımızın her alanı acımasızlıklarla dolu olduğunu görüyoruz..

Hepimizin bir ailesi var..

Yaşamımız boyunca kaybettiğimiz değerlerimiz vardır.

Annemiz, babamız, eşimiz, çocuklarımız ve akrabalarımız gibi..

Ama insana en hüzün veren yalnız kalma duygusu.

Gençliğimizde bu duyguyu çok hissetmesek de yaşlandıkça hayatın bizlere çok iyi dersler öğreten büyük bir okul olduğunu anlamaya çalışırız.

İşte bu yazıyı bana yazdırmaya sevk eden bir çınarımızdan bahsedeceğim./resimler/2017-11/23/2328434738729.jpgHava Ocak..

87 yaşında..

Çaykara Yeşilalan Mahallesinde doğdu…

Saf, temiz yürekli hiç kimsesi olmayan bir çınar…

Kendisinin söylemi ile 103, ama nüfus kâğıdında yazan 87 yıl hüzünlü olduğu gibi acımasız geçen yıllar.

Babasının küçük yaşlarda vefat etmesi ile annesinin yanında zor şartlarda yaşayan bir insan..

Daha sonra 35 yaşlarında iken annesini kaybetti..

Hiç evlenmedi..

Kader işte, anne babasını kaybettikten sonra hayatının büyük bölümünü evinde tek başına yaşadı.

hiçbir yakın akrabası dünyada kalmadı..

Saf, tertemiz yüreği ile bir bayan olarak tek başına yaşayan ve etraftaki insanların yardımlarıyla hayata tutunmaya çalıştı.

Zaman geldi tarlasında çalıştı, zaman geldi komşularına yardım etti.

Yıllarca tek başına mücadele ettiği acımasız hayatta, yaşadığı evinde karanlık çöktüğünde kabuslar gördü.

Temiz yüreğiyle komşuları ile kurduğu ilişkilerle kendisini sevdiren Hava teyzemiz. Mahallenin maskotu haline gelmişti…

Hava teyzemiz yaşlanmıştı..

87 yıl boyunca yaşadığı evinde, tarlasında ve komşularıyla yaşadığı anıları vardı..

Ama hayaller ve yaşanmışlıklar bir gün sizleri hayatın dışına iter..

Maalesef hava teyzemiz 2013 yılında Trabzon huzurevine yerleştirilir.

Ne olduysa ondan sonra oldu..

87 yıl boyunca anne, baba ve akraba olarak gördüğü komşularından uzak bir yerde farklı kültürü yaşamış insanlar arasında kendini buldu.

Hava teyzemizin dünyadaki hayalleri karardı..

Her ziyaret ettiğimde” beni huzurevine koydular ama ben huzursuz oldum”der…

Geçmişteki anılarını, yaşadığı evi, tarlalarını, komşularını hatta Mahalledeki evin etrafındaki taşları sayıklamaya başlar…

Neredeyse hayatının geçtiği Çaykara yeşilalan mahallesindeki insanları tek tek sayarak ne yaptıklarını hayatta olup olmadıklarını ve sağlıklarını her ziyaret ettiğimde bana sorar…

Tüm mahalledeki insanları düşünür. Onları merak eder..

En hüzün veren acı gerçeği söyler, “ birkaç kişi hariç kimse gelip beni ziyaret etmiyor,” der.

İnanın benim dünyam yıkılır.

Karşısında donar kalırım.

Ağzımda kelimeler düğümlenir.

Söyleyecek söz bulamam.

O ağladıkça bende karşısında ağlar, onu teselli etmeye çalışırım.…

Öykülerini dinledikçe insan olmanın vasıflarını ve değerlerini her geçen gün kaybettiğimizi hissederim…

Yaşadığımız süre içinde imtihan edildiğimiz bir dünya..

Hava teyzemiz yatağa mahkûm bir insan…

İstediği tek bir şey var..

Onu ziyaret etmemiz..

Başka hiçbir şey istemiyor..

Peki, insan olarak bunu da mı yapamıyoruz?

Huzurevinde yatan 87 yaşındaki bir ninemiz memleketinde neredeyse herkesi merak edip, onların tüm yaşamları kendisini ilgilendiriyorsa, bizler kendisini neden merak etmiyoruz?

Sormuyoruz, ziyaret etmiyoruz..

Yaşamından kaygı duymuyoruz..

İnanın bazen insanlığın gereklerini yerine getirmediğimizden dolayı utanıyorum..

Huzurevinde yatan Hava teyzemizi ve diğer yaşlıları ziyaret ettiğimde hayata bakış açımda öyle çok renkler değiştirdim ki..

Her zaman, her yerde, her şeyimizle sınanıyoruz.

Her insan kabul etse de etmese de yaşlanıyor..

Bir gün genç olmanın ne demek olduğunu biliyorsak, yaşlılığın da ne demek olduğunu hissetmek ona göre yaşamımıza yön vermek zorundayız..

Hayat çarkının hangi dişlileri arasında kalabileceğimiz hepimiz için meçhul değil mi?

İnançta ve ruhta güzellik yoksa vicdanda kırılmalar olur.

Hâlbuki inancımız, kültürümüz, gelenek ve göreneklerimizde yaşlılar bir nimet olarak görülür..

Düşünün; Huzurevinde yalnızlığa terkedilmiş bir yaşlının ruhunun kararması, kalbine indirmesi bir drama stresinin yaşanması değil midir?

Herkes bilir ki, yaşlı insanlar çocuklar kadar alıngan ve hassas olduklarından onlara daha fazla sevgi ve saygı göstermeliyiz.

Hele Huzurevinde yaşıyorsa…

İnsanların hayatlarındaki en büyük pişmanlıklar, fırsat olduğunda yapmadıkları şeylerdir…

Kendimize uygun görmediğimizi başkasına uygun görmemiz ne kadar doğru olur?

Değerli okuyucularım…

Neredeyse her köyde ve mahallelerde Hava teyzelerimiz vardır..

Yaşlılarımıza, dünyadan göç etmeden değerli olduklarını, sevildiklerini yapacağımız ziyaretlerle hissettirmeliyiz.

Onlara gereken önemi vermeliyiz..

Dualarını almalıyız..

Ümitsizler diyarında gezmeden, yaşlıları, düşkünleri üzmeden iyiliklerde bulunalım ki, belki o sığınağımız, kurtuluşumuz olur…

Hayatta hiç kimsesi olmayan yaşlılarımızın acı gözyaşlarını kurutmak için, haydi; huzurevlerine ve yaşlılara…

Selam ve Sevgilerimle…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.